Üretimin yönetilmemesi nadiren dramatik bir çöküşle görünür. Genellikle sessiz bir sızıntı hâlinde ilerler: biraz fazla fire, biraz fazla mesai, biraz geciken teslimat, biraz şişen stok. Her biri tek başına küçüktür; toplamı ise işletmenin kârının önemli bir bölümüdür.
Belirtiler
Plan bir kâğıttır. Haftalık plan yapılır, ilk günün sonunda geçerliliğini yitirir. Saha kendi önceliğine göre çalışmaya başlar.
Ürün ağaçları gerçeği yansıtmaz. Sistemdeki reçete ile sahadaki uygulama farklıdır; operatörler "gerçek reçeteyi" bilir.
Kapasite bilinmez. "Yaparız" denilir; yapılamadığı üretim gününde anlaşılır.
Duruşlar kaydedilmez. Makinenin neden durduğu sorulduğunda cevap hafızadan gelir; en büyük kayıp nedeni asla ölçülmez.
Fire genel gidere gömülür. Hangi üründe, hangi operasyonda, hangi nedenle fire çıktığı bilinmez.
Maliyet yıl sonunda belli olur. Ürün maliyeti muhasebenin dönem sonu çalışmasıyla ortaya çıkar; o zamana kadar fiyat kararları tahminle verilir.
Yarı mamul stoku şişer. Ara stoklar planlı değil, tıkanıklığın sonucudur ve çalışma sermayesini bağlar.
Kritik bilgi kişilerdedir. Bir usta emekli olduğunda üretim bilgisinin bir bölümü onunla birlikte gider.
Üretimin gizli kayıpları
Üretimde kayıp yalnızca hurdaya çıkan malzeme değildir. Sistematik olarak ölçülmeyen kayıplar şunlardır:
Duruş kaybı: Arıza, ayar, malzeme bekleme, operatör bekleme. Hız kaybı: Makinenin tasarım hızının altında çalışması. Kalite kaybı: Fire, yeniden işleme, ilk çalıştırma kaybı. Kurulum kaybı: Ürün değişiminde geçen süre ve harcanan malzeme. Enerji kaybı: Boşta çalışan ekipman ve verimsiz çalışma noktaları.
Bu kayıplar ölçüldüğünde çoğu tesiste ortaya çıkan tablo şaşırtıcıdır: kapasite artırmak için yatırım yapmak yerine, mevcut kapasitenin kayıplarını azaltmak çok daha ucuz bir yoldur.
Doğru soru
"Kapasitemiz yetmiyor, yeni makine alalım mı?" doğru soru değildir. Doğru soru şudur: "Mevcut makinemizin teorik kapasitesinin yüzde kaçını kullanıyoruz ve kalan kısmı hangi kayıplara veriyoruz?" Bu soruya cevap verebilen işletmelerin önemli bir bölümü, yatırım yapmadan ciddi kapasite kazanır.
Temel ilke: Üretim yönetiminin amacı sahayı denetlemek değil, kararı veriye dayandırmaktır. İyi kurgulanmış bir sistem operatörün işini zorlaştırmaz; kaydı işin doğal bir yan ürünü hâline getirir ve karşılığında sahaya kendi performansını gösterir.